ÇekTürk Gezi Önerisi – 3 : Kutná Hora

ÇekTürk Gezi Önerisi – 3 : Kutná Hora


Eğer hayatınızda pek çok farklı yeri gezip gördüğünüzü düşünüyorsanız bunu bir kez daha gözden geçirin ve gelin bu hafta sonunda dünyanın en ilginç kilisesinin yer aldığı Kutná Hora’yı ziyaret edin!

Öncelikle Kutná Hora’dan ve şehre nasıl ulaşabileceğinizden bahsedelim. Kutná Hora, Çek Cumhuriyeti’nin Bohemya bölgesinde yer alan bir şehir. 13. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Bohemya Krallığı’nın ikinci en önemli şehri haline gelip, Prag’ın ekonomik ve politik anlamda rakibi olmuştur. Gümüş madeni açısından zengin olan şehir, Orta Çağ Avrupa’sının en geniş gümüş kaynaklarından birisiydi ve 13. yüzyılın sonlarında Avrupa’nın toplam gümüş üretiminin üçte biri bu şehirden sağlanmaktaydı.

1995 yılından beri UNESCO’nun Dünya Mirası Listesinde yer alan şehir eski dönemlerdeki önemini yitirmiş olsa da günümüzde çok sayıda ve iyi şekilde korunmuş Orta Çağ ve Barok mimarisine sahip yapıları sayesinde birçok turisti ağırlamaktadır.

Prag’ın yaklaşık 70 kilometre doğu bölgesinde yer alan Kutná Hora’ya, Prag’tan, kırmızı hattaki Hlavní Nádraží tren istasyonundan kalkan trenle 1 saat sürecek bir yolculuk ile ulaşabilirsiniz.

Kostnice_Sedlec

Kaynak:Wikipedia

Kutná Hora’yı turistler için en çekici yapan şey ise hiç kuşkusuz tüm iç dekorasyonu sadece insan kemiklerinden yapılmış olan ”Kemik Kilisesi” ya da orijinal adıyla  Sedlec Ossuary” dir. Kutná Hora tren istasyonundan 1 Km’lik bir mesafede Sedlec yerleşim yerinde yer alan bu kiliseyi dışarıdan gördüğünüzde ortalama bir Orta Çağ kilisesi olarak düşünebilirsiniz. Ama içeriye girdiğinizde, iç dekorasyonun tamamının yaklaşık 40.000 insan iskeletinden oluştuğu bu kilisenin neden dünyanın en ilginç ve eşsiz kilisesi olduğunu daha iyi anlamış olacaksınız.

Peki Kemikli Kilise olarak de bilinen Kemik Kilisesi’nin hikayesi nereye dayanıyor? Efsaneye göre Sedlec Manastırı baş rahibi Heinrich, Bohemya kralı II. Otakar tarafından 1278 yılında Kudüs’e elçi olarak gönderilir. Heinrich kutsal topraklardan dönerken Golgotha’dan bir avuç toprak alır ve bu toprağı manastırın mezarlığına serper. Böylece bu mezarlığın da kutsal toprakların bir parçası olduğunu düşünen insanlar bu mezarlığa gömülmek isterler. Mezarlık alanı 14. yüzyıldaki veba salgınları zamanında oldukça genişler. En geniş döneminde 3,5 hektar alana yayılan mezarlık zamanla daraltılır ve mezardan çıkarılan kemikler önce kilisenin dışında kullanılır. 1511 yılından sonra da yarı görme engelli bir Sisteryan keşişi tarafından kilisenin içine altı tane piramit oluşturacak şekilde yığılır.

chandelier-at-bone-church-prague-czech-republic+1152_12859182375-tpfil02aw-13200    _20151002_145959    _20151002_152356

1703-1710 yılları arasında İtalyan asıllı Çek mimar Jan Blazej Santini kiliseyi yeniden inşa eder. Kilisenin iç dekorasyonunda kullanılan, insan vücudunda bulunan tüm kemikleri içeren büyük avize, piramitler ve piramitlerin üzerindeki taçlar da onun eseridir.

Piramitlerdeki kemikler birbirine bağlanmadan üst üste yığılmıştır.Bu insan kemikleri, Tanrı’nın mahkemesine çıkmış olanları sembolize etmektedir. Ölümün hiçbir fark gözetmediğini, ama ancak yaşamını dürüst, adil ve hakça sürdürenlerin sonsuz mutluluğa ve cennete ulaşacaklarını simgeleyen bu piramitlerin üzerindeki taçlar ise Cennet’i temsil eder.

İmparator II. Josef tarafından kapatılan kilise, 19. yüzyılda Orlikli ünlü Schwarzenberg ailesinin eline geçer. Kilise’nin Swarzenberglerin eline geçmesinden sonra, günümüzdeki kemikli dekorasyon Çek ahşap oymacısı Frantişek Rint tarafından yenilenir. (Adının kilisenin içindeki duvarda yazılı olduğunu da görebilirsiniz : FRANTISEK RINT Z ÇESKE SKALICE – 1870) Rint, orijinaldeki altı kemik piramidinin ikisini bozarak bugün görebileceğiniz dekorasyonu yapar.

Ayrıca Schwarzenberg ailesinin armasını da dekorasyona yerleştirir. Bu armadaki karga figürü, ‘’Türk’ün gözünü oyan karga’’ olarak Schwarzenberglerin 1591 yılındaki Raab savaşında Türkleri yenmelerini sembolize etmektedir.

Söylenenlere göre; yaklaşık 40.000 insan iskeletinden oluşan bu kilise insanoğluna ”ebediyetin değerini ve gerçekliğini” hatırlatmaktadır.

Kutná Hora’daki bu ilginç kiliseyi ziyaretinizin ardından 1995 yılında UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesi’ne alınan, yapımı 14. Yüzyılın sonunda başlamış, yüksek ve geç Gotik dönemin benzersiz bir örneği olan ve günümüzde geç dönem Gotik ve Rönesans tablolarına ev sahipliği yapan St.Barbara Katedralini ve 18. yüzyıl Barok tarzında yeniden restore edilmiş ve daha sonrasında Orta Avrupa mimarisini de etkilemiş Virgin Mary Kilisesi’ni de ziyaret etmeyi unutmayın.

ČeskoTurecko / ÇekTürk olarak, sizlere Çek Cumhuriyeti ve komşu ülkelerde yapacağınız geziler için araç kiralama, konaklama, Türkçe tur rehberi gibi konularda yardımcı olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bizimle info@cekturk.com adresimizden ve +420 775 177 364 numaramızdan iletişime geçmeniz yeterli! Hepinize eğlencesi bol, keşfedilecek yerleri çok, mutlu bir hafta sonu dileriz.